Kayıtlar

Ceviz Kabuğundaki Evren - Stephen Hawking

Resim
Ceviz Kabuğundaki Evren - Stephen Hawking Zamanın Kısa Tarihi Hakkında Söylenenler "Canlı ve kışkırtıcı... Hawking'in bir öğretmene özgü doğal yetenekler olan kaliteli bir espri anlayışı ve karmaşık önermeleri günlük yaşamdan çekip aldığı analojilerle resmetme becerisine sahip olduğu açık."  The New York Times "Bu kitap, bir çocuğun merakıyla bir dahinin zekasının uyumlu bir birlikteliği. Hawking'in evreninde dolaşırken zekasına hayran kalıyorsunuz." The Sunday Times(Londra) "Etkileyici ve kolay anlaşılır... Sıradan bir okurun dahi bilimin derinliklerini kaynağından öğrenmesine olanak sağlıyor. Pırıl pırıl parlayan bir kitap."  The New Yorker "Stephen hawking duru anlatımın ustası olduğunu kanıtlıyor. Yaşayan başka birinin, böylesine ürkütücü görünen matematiksel konuları bu denli açık ve kolay anlaşılır biçimde dile getirebileceğine inanmak güç."  Chicago Tribune 

Din ve Devrim - Orhan Gökdemir

Resim
Din ve Devrim - Orhan Gökdemir ÖNSÖZ İnsan, varoluşundan bu yana doğayla olan ilişkisine bir açıklama getirmeye çalışıyor. Bu kendisine bir anlam verme sorunuyla ilgilidir; öne atıldığını görüyor, bu yeteneğinin onu özel kıldığını düşünüyor. Doğanın, kendisi için varedildiğini düşünmek, insanın en temel kuruntusudur. Doğadan ayrı bir varlık değildir insan, doğanın doğal bir uzantısıdır.  Bu özel ürünü nedeniyle doğanın sevindiğini, ya da yerindiğini gösterecek yeterli veri yoktur elimizde. Doğa insan sözkonusu olduğunda da doğal mecrasındadır. Buna karşın din, felsefe ve bilim bu apaçık ilişkiye yeni bir açıklama aramaktadır.  Dine göre doğa, tanrı tarafından insan için yaratılmıştır; insan, tanrının kendine bahşettiği bu nimetleri kullanma hakkına sahiptir. Tanrıyı hoş tuttuğu sürece bu ilişki sorunsuzca sürecektir. Felsefeye göre doğa ile insan arasındaki ilişki dolaysız bir ilişkidir. İnsan gücü yettiğince doğayı kullanır, dönüştürür.  Gücünü ve yeteneklerini arttırdı...

Ayaşlı ve kiracıları - Memduh Şevket Esendal

KİTABIN ADI       : Ayaşlı ve kiracıları KİTABIN YAZARI : Memduh Şevket Esendal KİTABIN KONUSU                  Ayaşlı’nın evinde bir oda tutan yazarın başından geçen olaylar anlatılmaktadır. AYAŞLI VE KİRACILARI Yazar, İbrahim efendinin (Ayaşlı) evinde bir oda kiralar. Soluk benizli bir kızın yardımıyla eve yerleşir. Kızın ismi Halide’dir. Daha sonra bu kızın evin hizmetçisi olduğunu farkeder. Ertesi gün mutfakta Halide’yi beklerken şoför Fuat’ın annesi ile karşılaşır ve tanışırlar. Daha sonra yaşlı kadının gelini Faika ile de tanışır. Yalı kadın hep oğlunun okumayışından dolayı yazara yakınır. Bu arada yazar, abisinin yakın dostu olan Hasan beyle tanışır. Yazarın ilk taşındığı haftalarda bir gün sabah işe gitmek için odadan çıkınca yerde Halide’nin yattığını görür. Onu doktor olan bir arkadaşına yollar. Doktor Halide’nin hamile olduğunu tespit eder ve kendisine söyler. Hasan beyin bitişiğinde oturan bir konsolos (Şefik...

İki Cami Arasında Aşk - Mürvet Sarıyıldız

Resim
Bazen sınırları aşk belirler... Sinan, düşüncelere daldı, eskilere gitti, gecelere şerh düştü gözyaşlarından. Sabah gün doğmadan uyandı, doğan günden once zamana koşmak istedi. Haykırmak istedi sevgilisine zamanın ne kadar yakıcı olduğunu. İçinde ne varsa her şeyi yakıp kül ettiğini. Ne zaman dinledi onu ne de hayalindeki sevgilisi. Ağladı Sinan, sabaha karşı, gün doğmadan.  Zamana yetişemeyeceğini anlayınca yeminler etti, aşkı üstüne. İçindeki ateşi yeryüzüne kazıyacaktı. Kendi arzusuyla devşirilip payitahta getirilen Sinan'ın hayatı Karaboğdan Seferi sırasında değişecektir. On üç gün gibi kısa bir sürede sağlam bir köprü yapıp Osmanlı ordusunu saplandığı Prut bataklığından kurtarması ona mimarbaşı olma yolunu açar. Bu sure zarfında Kanuni ile Hürrem'in dillere destan aşklarının güzeller güzeli meyvesi Mihrimah Sultan'a da gönlünü kaptırır.  Ancak Sinan kırk sekiz yaşındadır ve üstelik de evlidir. Mihrimah Sultan ise Rüstem Paşa ile evlendirilecektir. Güneş de ay da tüm um...

Aile Çay Bahçesi - Yekta Kopan

Aile Çay Bahçesi - Yekta Kopan Müzeyyen. Annesinin kuzusu. Babaannesinin biriciği. Babasının... Sa-hi ben babamın neyiydim? Bütün bu hikâyenin içinde benim rolüm neydi, diye düşündüm hep. Benim repliklerimi kim yazmıştı, mizansenlerimi kim belirlemişti? Sahneye hangi taraftan gireceğime, uslu kızı oynarken neler giyeceğime, içimdeki kötülüğü kusmaya başladığımda nelerden soyunacağıma kim karar vermişti? Okuduğum bütün kitaplarda beni bana anlatacak bir karakter arardım. Dinlediğim radyo oyunlarından, izlediğim filmlerden bir cümlecik çalmaya çalışırdım. Saatçi Nejat Bey ile ev hanımı Meral Hanım'ın kızı Müzeyyen'i bana anlatabilecek bir cümle. Yekta Kopan'ın yeni romanı Aile Çay Bahçesi'nin, çoğu kadının kendinden izler bulacağı unutulmaz bir kahramanı var: Müzeyyen... Aile yaşamının gizli şiddetine başkaldıran, kardeşinin doğumuyla kendi varlığının silinmeye başladığını hisseden bir kadın... Kopan'ın romanı, güçlü, okuru kıskaca alan bir anlatımla sarsıcı bir final...

Arkası Karanlık Ağaçlar - Nihat Genç

Resim
Arkası Karanlık Ağaçlar - Nihat Genç "Eski püskü elbiselerini çıkartsak, etli kalın dudakları, iri gözleri, eti, dişi bir sertlikte coşuyor. Bütün yoksulluğun kökünü kazıyan bir koşuşturma, masalarda fır dönmesi, gözü dönmüş gibi koşarak çalışması, nefes nefese para üstü alıp vermesi, herhalde dünyanın bütün ülkelerinde güzeldir. Ama, bu her zabıtayla karşılaşmasında 'ağlaması' korkunç, katil bir adam yapıyor beni.  Oysa, sokağın kafatasına, yaka paça, vura vura çalışan bu kadınların ekmeğini nasıl olsa taştan çıkartırım diyen kör inançlarında tatlı ve sonsuz bir şehvet gizli, işte bu halkın derinindeki bu güce aşığım... " Nihat Genç, bu sefer daha sakin, onu en fazla coşturan şeyi yapıyor: İnsanların, gerçek insanların hikayelerini anlatıyor.  Küçük insanları kahraman gören bir görüşle...  Yokluktan yoksulluktan, çirkinlikten, hoyratlıktan, kötülükten bir acayip "iyi" enerji üreterek...  Hayata tutunma yorgunluğu, varolma hüznünün verdiği tuhaf azmi, boşver...

Aldatmak - Ahmet Altan

Resim
Aldatmak - Ahmet Altan Biraz once konuştuğu adamın şımarık aldırmazlığından, hayatla alay eden kibirli boş vermişliğinden sonra kocasının bir mevki peşinde koşusunda kendisini hem utandıran hem de öfkelendiren zavallı bir sıradanlık, daha kötüsü rahatsız edici bir başarısızlık görüyordu.  Kocasının bir başka erkekle kıyaslandığında böylesine güçsüz ve önemsiz görünmesinden içi acıyordu; Haluk o sıradan ihtirası ve tekdüze yakınmalarıyla onu sıkıyor, hiç tanımadığı bir başka erkeği neredeyse hastalıklı bir şekilde özlemesine neden oluyordu. Bir başka erkeği özlemesine neden olduğu için kocasını hic affetmeyecekti ve affetmedi.  Haluk'un belki bir daha hic hatırlamadığı o kısa ve önemsiz konuşma, aralarındaki ilişkiyi onarılması çok zor bir biçimde sarsıyor, yıllar içinde inşa edilmiş birçok duygusal bağı koparmasa da önemli ölçüde zedeliyordu. Bu duygularının arasında, bir yandan da kocasına nasıl haksızlık yaptığını fark ediyor, utancına bir de haksızlık yaptığıni düşünmenin h...